ÂŞIK VEYSEL

  

Ara Güler'in objektifinden Âşık Veysel

 Âşık Veysel Cemal Gürsel ile

 Veysel Şatıroğlu, 1894 te Sivas’ın Sivrialan köyünde dünyaya geldi. Büyük, Anadolu Kadını annesi, O'nu tarlada dünyaya getirmiş ve göbeğini kendi elleriyle kesmiş.Yedi yaşına girdiği 1901 de Sivas’ta çiçek salgınının yeniden yaygınlaşmasıyla O' da yakalanmış bu hastalığa. O günleri şöyle anlatıyor; "Çiçeğe yakalanmıştım... Çiçek zorlu geldi. Sol gözüme çiçek beyi çıktı.Sağ gözüme de, solun zorundan olacak, perde indi. Sağ gözünün görme ihtimali varmış fakat o gözünü de,talihsiz bir kaza neticesi kaybetmiş,kendi deyimiyle  öküz tepmiş.

Bu yaşadıklarını  "Genç yaşımda felek vurdu başıma,Aldırdım elimden iki gözümü,Yeni değmiş idim yedi yaşıma, Kayıbettim baharımı yazımı" diye dizelere döker. Babasının, Veysel'e oyalanması düşüncesiyle bir saz alır.O, önce başka ozanların türkülerini seslendirir.1933  yılında tanıştığı ünlü şair,yazar,milletvekili ve o yıllarda Sivas Lisesi'nde Edebiyat Öğretmeni olan Ahmet Kutsi Tecer'in teşvikleriyle kendi sözlerini yazıp söylemeye başlar. Sazı elinde tüm yurdu dolaşır.Köy Enstitülerinde saz öğretmenliği yapar.Kent kent dolaşıp aşktan, doğadan , kardeşlikten, birlikten, barış içinde yaşamaktan ve insanı insan yapan erdemlerden bahseden,saz eşliğinde söylediği şiirleri, ona karşı kitlesel bir sevginin doğmasına yol açmıştır.

Eserlerinde  Türkçesi yalındır. Dili ustalıkla kullanır. Yöntemi gösterişsiz ve neredeyse kusursuzdur. Yaşama sevinciyle hüzün, iyimserlikle umutsuzluk şiirlerinde iç içedir. Doğa, toplumsal olaylar, din ve siyasete ince eleştiriler yönelttiği şiirleri de vardır. Şiirleri,  Deyişler 1944) ,  Sazımdan sesler(1950) ,  Dostlar beni hatırlasın(1970) isimli kitaplarında toplandı.

21 Mart 1973 de kaybettik Büyük Ozan'ı.   Ölümünden sonra eserleri, Bütün şiirleri(1984) adıyla  tekrar yayınlandı.

 Âşık Veysel'in renklerden kırmızıyı hatırlamasını eşi Gülizar Ana şöyle anlatır;  "Gözleri gönlüne çevrilmeden önce,yani çiçek hastalığına yakalanmadan önce, düşmüş,dizi kanamış,kan görmüş,kanın rengini, kırmızıyı hatırlardı ."

    Onun ve de onun gibi gözleriyle göremeyenler için ne yazık ki nice yazar çizer,öğretmen,âlîm,amir,memur v.s takımı eksik beyinleriyle "Eksik görme duyusunun yerini hangi duyu doldurur"diye sorarlar!? Bu soruyu eşine de sorma gafletini göstermişler. Eşinden aldıkları yanıt nasıl da feylosofcadır; "Yılanı deliğinden çıkarır, soluğundan bulur seni, soluğundan" diye cevap vermiştir.

 Sabahattin Eyüboğlu bir yazısında "Yunus'tan bu yana halk şiir zincirinin son halkası olarak sayabileceğimiz Veysel'in kendi işini ve dünyasını bilmeyi,insan ve şair olmayı,Sivrialan köyünde nereden ve kimden öğrendiğini bilmiyorum" der.

 Bazı şiirlerinden örnekler verecek olursak;

Uzun ince bir yoldayım.

Gidiyorum gündüz gece.

Bilmiyorum ne haldayım.
Gidiyorum gündüz gece

Dünyaya geldiğim anda.
Yürüdüm aynı zamanda.
İki kapılı bir handa.
Gidiyorum gündüz gece.

Uykuda dahi yürüyom.
Kalmaya sebep arıyom.
Gidenleri hep görüyom.
Gidiyorum gündüz gece.
Kırkdokuz yıl bu yollarda.
Ovada dağda çöllerde.
Düşmüşüm gurbet ellerde.
Gidiyorum gündüz gece
Düşünülürse derince.
Irak görünür görünce.
Yol bir dakka miktarınca.
Gidiyorum gündüz gece

Şaşar Veysel işbu hâle.
Gâh ağlayıp,gâhı güle.
Yetişmek için menzile.
Gidiyorum gündüz gece
----------------------------

Genç yaşımda felek vurdu başıma
Aldırdım elimden iki gözümü
Yeni değmiş idim yedi yaşıma
Kayıb ettim baharımı yazımı

Bağlandım köşede kaldım bir zaman
Nice kimselere dedim el' aman
On onbeş yaşıma girince heman
Yavaş  yavaş düzen ettim sazımı

Üçyüz on da gelmiş  idim cihana
Dünyaya bakmadım ben kana kana
Kader böyle imiş, çiçek bahana
Levh-i kalem kara yazmış yazımı

Geçirdim ömrümü hava yü heves
Derdim bir kimseye değildir kıyas
Her zaman, her vakit kalbimde bu yas
Çarh-ı  devran güldürmedi yüzümü

Bir vefasız zalim yâre bağlandım
Tarih üçyüz otuzbeş de evlendim
Sekiz sene bir arada eğlendim
Zalım kâfir yetim kodu kuzumu

Ele geniş, bana dünya dar oldu
Tahammülsüz gönlüm bî karar oldu
Günüm zindan, gecelerim zâr oldu
Kader ile bölemedim kozumu.

Veysel der dünyaya ben niye geldim
Her zaman ağladım, ne zaman güldüm
Gönlüme teselli kendimde buldum
Sabır ile teskin ettim özümü.

-------------------------------------------------

Hayyam'a görünmüş kadehte meyde,

Neyzen'e görünmüş kamışta neyde

Veysel'e görünür mevcut her yerde,

Ne sen var, ne ben var,bir tane Gaffar

-------------------------------------

Ben Olmazdım

Sen bir aşksın ben bir Mecnun
Sen olmasan ben olmazdım
Sen bir gülsün ben bir bülbül
Sen olmasan ben olmazdım

Kalbimde yaşarsın her an
Varım yoğum sensin inan
Kalbimdeki aziz mihman(Misafir)
Sen olmasan ben olmazdım

Ansızın kalbime girdin
Türlü türlü dertler verdin
Beraberce çeker derdin
Sen olmasan ben olmazdım

Sensin benim cümle varım
Yoktur başka kisb ü kârım
Hem yazımsın hem baharım
Sen olmasan ben olmazdım

Bağrımdaki açan çiçek
Türlü koku türlü irenk
Bu bendeki olan gerçek
Sen olmasan ben olmazdım

Dokun Veysel tele dokun
Coştu gönül etti akın
Sensin bana benden yakın
Sen olmasan ben olmazdım

-----------------------

Dostlar Beni Hatırlasın

Ben giderim adım kalır
Dostlar beni hatırlasın
Düğün olur bayram gelir
Dostlar beni hatırlasın

Can kafeste durmaz uçar
Dünya bir han konan göçer
Ay dolanır yıllar geçer
Dostlar beni hatırlasın

Can bedenden ayrılacak
Tütmez baca yanmaz ocak
Selâm olsun kucak kucak
Dostlar beni hatırlasın

Ne gelsemdi ne giderdim
Günden güne arttı derdim
Garip kalır yerim yurdum
Dostlar beni hatırlasın

Açar solar türlü çiçek
Kimler gülmüş kim gülecek
Murat yalan ölüm gerçek
Dostlar beni hatırlasın

Gün ikindi akşam olur
Gör i başa neler gelir
Veysel gider adı kalır
Dostlar beni hatırlasın

----------------------

Olmasa

Güzelliğin on par' etmez
Şu bendeki aşk olmasa
Eğlenecek yer bulamam
Gönlümdeki köşk olmasa

Tabirin sığmaz kaleme
Derdin dermandır yareme
İsmin yayılmaz âleme
Aşıklarda meşk olmasa

Kim okurdu kim yazardı
Bu düğümü kim çözerdi
Koyun kurt ile gezerdi
Fikir başka başk' olmasa

Güzel yüzün görülmezdi
Bu aşk bende dirilmezdi
Güle kıymet verilmezdi
Aşık ve maşuk olmasa

Senden aldım bu feryadı
Bu imiş dünyanın tadı
Anılmazdı Veysel adı
O sana aşık olmasa

--------------------------

Dost dost diye nicesine sarıldım
Benim sadık yârim kara topraktır
Beyhude dolandım boşa yoruldum
Benim sadık yârim kara topraktır

Nice güzellere bağlandım kaldım
Ne bir vefa gördüm ne faydalandım
Her türlü isteğim topraktan aldım
Benim sadık yârim kara topraktır

Koyun verdi kuzu verdi süt verdi
Yemek verdi ekmek verdi et verdi
Kazma ile dövmeyince kıt verdi
Benim sadık yârim kara topraktır

Âdemden bu deme neslim getirdi
Bana türlü türlü meyve yetirdi
Her gün beni tepesinde götürdü
Benim sadık yârim kara topraktır

Karnın yardım kazmayınan belinen
Yüzün yırttım tırnağınan elinen
Yine beni karşıladı gül ile
Benim sadık yârim kara topraktır

İşkence yaptıkça bana gülerdi
Bunda yalan yoktur herkeste gördü
Bir çekirdek verdim dört bostan verdi
Benim sadık yârim kara topraktır

Havaya bakarsam hava alırım
Toprağa bakarsam dua alırım
Topraktan ayrılsam nerde kalırım
Benim sadık yârim kara topraktır

Dileğin var ise iste Allah'tan
Almak için uzak gitme topraktan
Cömertlik toprağa verilmiş haktan
Benim sadık yârim kara topraktır

Hakikat ararsan açık bir nokta
Allah kula yakın kul da Allah'a
Hakkın gizli hazinesi toprakta
Benim sadık yârim kara topraktır

Bütün kusurlarım toprak gizliyor
Merhem çalıp yaralarım düzlüyor
Kolun açmış yollarımı gözlüyor
Benim sadık yârim kara topraktır

Her kim ki olursa bu sırra mazhar
Dünyaya bırakır ölmez bir eser
Gün gelir Veysel'i bağrına basar
Benim sadık yârim kara topraktır