Atatürk'ün Evinde

 

                                                                                                                                                                                                                  Selim Altınok
 
ATATÜRK'ÜN EVİNDE
 
 
 
Tarih 8 Kasım 2011, akşam saatleri. Bakırköy Belediyesinin önünde bir kalabalık; Öğrenciler, öğretmenler, anne ve babalar.Bakırköylü çocukları Selânik’e götürmek üzere bir otobüs yolcularını bekliyor. 10 Kasım günü Ata'yı doğduğu evde anacaklar. Herkes heyecanlı.Uğurlamaya gelmiş yakınları görevliler eşliğinde çocuklarını otobüse bindiriyorlar. 
Selânik’e gidecekler arasında birer Bakırköylü olarak biz de varız.Bu anlamlı geziye Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen’in daveti üzerine katılıyoruz. Atatürk’ün evinde, Ata'nın sevdiği şarkılardan oluşan bir program sunacağız. 
Vedalaşmaları takiben saat onu çeyrek geçe tekerlek dönüyor. Yolculuk dokuz saat sürecek. Otobüsümüz dolu. Bakırköy'ün farklı okullarından öğrenciler, başlarında öğretmenleriyle katılıyorlar. Engelli çocuklar da var. Belediyenin Basın Yayın Ve Halkla İlişkiler Müdürlüğünden görevliler de araçta. Hızla yol alıyoruz. Bir ara Kerim gitarını, ben mandolinimi kılıfından çıkarıyoruz. Atatürk’ün sevdiği şarkıları çalmaya başlayınca çocuklar da katılıyor. Ata'nın evinde vereceğimiz konserin ilk provası. Yanımıza iki öğrenci geliyor Hakan ve Tuğba. Öyle güzel söylüyorlar ki! Onlara kulak vermeden edemiyoruz. Onaltı onyedi yaşlarındalar. Bizim seyahat boyunca iki asistanımız belli oluyor böylelikle. Selânik’i gezerken, otelde, yemekte hep yanımızda olacaklar. 
 
Yunanistan Topraklarında: 
Gecenin geç saatlerinde İpsala sınır kapısından geçip Yunanistan’a giriyoruz.  Sınırdaki işlemlerden sonra herkes uyuyor. Gözümüzü açtığımızda Selânik’teyiz. Sabah olmuş bile. Araçtan inerken montlar, paltolar giyiliyor. Bizi karşılayan rehberimiz Yunan ama gayet güzel Türkçe konuşuyor. Üsküdarlı bir Rum olup yıllar önce Selânik’e göçtüğünü öğreniyoruz Sava Bey’in.
Mevsime göre hava güzel. Rehberimizin kahvaltıyı açık havada yapma önerisini kabul edip bir kafenin önündeki masalara yerleşiyoruz. Kupalarda çaylarımız geliyor. Poşet çay olsa bile kahvaltıyı çay eşliğinde yapmak çoğu zaman lüks sayılır yabancı bir ülkede! 
Karşımızda Beyaz Kule, Selânik’in tarihî mekânlarından biri, rehberimiz anlatıyor ve böylece gezimizin turistik bölümü başlıyor. Öğleye dek Aya Dimitros Katedrali, Kordon ve Büyük İskender Heykeli ekleniyor bu listeye. Burası yüzyıllarca bir Osmanlı şehri olarak kalmış. Hemen her adımda etkileri belli oluyor.  
Gezintimizin sonunda otobüse binip Kalamati’ye gidiyoruz. Burası lüks bir semt. İstanbul’da Etiler neyse Selânik'de Kalamati öyle. Güzel bir restoranda yenen öğle yemeği,menü Osmanlı/Türk mutfağından;Balık,irmik helvası, yanında çeşitli peynirler, mezeler. Damak lezzetimize hayli uygun.
 
Otele Yerleşme:
Akşam üzeri deniz kıyısında bulunan Sun Beach Otel’e varıyoruz. Odalarımıza yerleşip dinleneceğiz. Yemek için 19.30’da herkes lobide olacak. 
Kerim'le odaya çıkıyoruz. Valizimizi açıp yerleştikten sonra uzanıyoruz biraz,yarını konuşuyoruz; Atatürk’ün evinde yaşayacaklarımız, hissedeceklerimiz heyecanlandırıyor bizi. Bu düşüncelerle uykunun dinlendiriciliğine bırakıyoruz kendimizi. 
Kapı vuruluyor. 
-Selim Ağabey, Kerim Ağabey, hazır mısınız, haydi yemeğe!
Hakan’ın sesi bu,akşam olmuş bile. Birlikte yemeğe iniyoruz. Otelimiz denize yakın olduğu için muhtemelen yaz aylarında doluyor. Şu anda bizden başka misafir yok gibi...Akşam yemeğinden damaklarımızda kalan lezzet Türk usûlü köfte ve kuru fasulye.
Odalarımıza çekilmeden önce lobide toplanıyoruz. Yarın sabah Atatürk'ün evinde zamanında olmamız için erken kalkmamız gerekiyor. Son hatırlatmalar yapılıyor. 
 
Atatürk’ün Evinde:
10 Kasım Perşembe. Yedi buçuktaki kahvaltının ardından otobüste yerlerimizi aldık. Selânik’te trafik yoğun. Gittiğimiz mesafeye göre geçen zaman hayli fazla. 
Nihayet beklenen an! Atatürk’ün Evi karşımızda! Otobüste büyük bir sessizlik var, gözlerin dolduğunu hissediyorum. Araçtan inip ilerliyoruz,kapıda bizi genç bir hanım karşılıyor, tanışıyoruz;Selânik Konsolos Yardımcısı Özge Ceylan. 
Basamakları çıkıp birinci kata ulaştığımızda Kerim’in koluna dokunuyorum sadece, konuşamıyoruz bir süre. Ata'nın yaşama merhaba dediği, ev burası... 
Bir zamanlar küçük Mustafa’nın koşup oynadığı basamaklardan şimdi Türkiye Cumhuriyeti’nin gençleri çıkıyor, içlerinde heyecanla... 
Burası bir müze ev artık; Restore edilmiş, girişte Atatürk’ün Büstü,merdivenlerden çıkınca birinci kat ve balkon. Üst katta ise Ata'nın odası ve eşyaları bulunuyor. Türk Konsolosluğu bitişikte, Ata'nın eviyle aynı bahçede yer alıyor. 
Balkon katındayız şimdi. Enstrümanlarımızın akordunu yapıp hazırlanıyoruz. Bu arada saat dokuzu beş geçiyor,her zaman olduğu gibi ayaktayız. 
İlk 10 Kasım anma gününü anımsamaya çalışıyorum. ilkokul birinci sınıftaydık ve bahçedeydik. O günden beri her yıl bu ânı aynı duygusallıkla yaşarım. Evde, iş yerinde, sokakta bazen bir otobüsün içinde. Nerede olursam olayım daima ayakta ve aynı heyecanla! 
Bu defa hepsinden farklı bir 10 Kasım bizim için ve bugün burada bulunan herkes için. Ata'nın doğup büyüdüğü, evde olmanın anlamı büyük!
İstiklâl Marşını okuyoruz hep bir ağızdan. Balkonun altından bahçeden genç sesler yükseliyor; Yüzlerce öğrenci orada. İstanbul’dan Feyziye Mektepleri gelmiş. Programa önemli katkı sağlıyorlar. İlk konuşmayı Selânik Baş Konsolosumuz Tuğrul Biltekin yapıyor. Ardından öğrencilerin hazırladığı program sunuluyor. Bu mekânda şiirlerini daha bir coşkulu okuyorlar. Öğretmenleri eşliğinde hazırladıkları Atatürk Oratoryosunu sunuyorlar.
Şimdi mikrofonda Bakırköy Belediyesinden bir yetkili. İlçemizin okullarından gelen bu çocukların Ata'nın huzurunda oldukları için duydukları heyecanı anlatıyor. Konuşmasını bitirirken “Bakırköylü sanatçılar Selim ve Kerim Altınok” diyerek bizi anons ediyor. 
Balkona çıkıyoruz. O anki duygularımı tarif etmem zor. Küçük Mustafa’nın annesi Zübeyde Hanım ve babası Ali Rıza Efendi ile oturup dinlendiği belki karşılıklı bir yorgunluk çayı içtiği balkondayız. Bahçede yüzlerce insan; Atatürk’ün “İki Mustafa Kemâl vardır, biri geçici olan ben, diğeri bu ülkenin evlâtlarıdır” diyerek belirttiği onun yolundan yürüyen gençler. İşte bahçe onlarla dolu. Nasıl heyecanlanmazsınız.
İlk şarkımız Kırmızı Gülün Alı Var. Mandolin ve gitarımızın tellerine vurduğumuzda yaşamımızın en anlamlı konseri başlıyor. 
İlkokulda okurken 10 Kasımlarda akordiyonla marşlar çalardık. Şimdi ise Atatürk’ün evindeyiz. Çok farklı bir duygu!
Sıra Çökertmede. Finali ise Vardar Ovası ile yapıyoruz. Törene katılan herkes söylüyor. Alkışlar bizi mutlu ediyor. Törenden sonra Selânik Konsolosumuz Tuğrul Bey ile tanışıyoruz. 
 
Ve ayrılma zamanı,otobüsümüze biniyoruz. 
 
Kavala’da mola:
Dört saatlik bir yolculuk sonunda Kavala’ya varıyoruz. Öğle yemeği için acelemiz yok. Burada tarihî bir kişilik bizi bekliyor. Kavalalı Mehmet Ali Paşa.
Osmanlı’nın ilginç devlet adamlarından biri. İsmi burasıyla öyle özdeşleşmiş ki, ona sadece Kavalalı deyip adını söylemeden bile tanıyanlar var. Otobüsten inip bir yokuş tırmanıyoruz. Çevremizde Osmanlı döneminden kalma binalar. Mehmet Ali Paşa Külliyesiyle Kavala Kalesini ziyaret ediyoruz.
Dönüşte hediyelik eşya satan bir dükkândan bir şeyler alıp otobüse biniyoruz. 
Gece geç saatlerde İstanbul'dayız. Yolculuğumuz başladığı yerde, Bakırköy Belediyesi önünde sona eriyor. 
Bizim için, katılan herkes için ömür boyu unutulmayacak anlarla dolu bir gezi.
 
Selim Altınok
Kasım 2011